Aug 05

ERP ( ) - ( KURUMSAL KAYNAK PLANLAMA) NEDİR ?

1.1 Erp’ nin Tanımı

ERP,işletmenin stratejik amaç ve hedefleri doğrultusunda müşteri taleplerini en uygun şekilde karşılayabilmek için farklı coğrafi bölgelerde bulunan tedarik üretim ve dağıtım kaynaklarının en etkin ve verimli bir şekilde planlanması koordinasyonu ve kontrol edilmesi fonksiyonlarını bulunduran bir yazılım sistemi.

Satış,imalat,mühendislik,stok kontrol ve nakit akışı gibi sistemin tüm kesitlerini ortak paydada toplayan MRP_II` nin en çarpıcı özelliği bir simülatör olmasıdır. MRP_II ile idari ve üretim birimleri arasında veri entegresyonu sağlanmakta ve bu entegresyon gruplar arasında koordinasyonu artırmaktadır.

İşletmelerde temin sürelerinin(tasarım,tedarik_üretim_dağıtım) düşürülmesi sürekli değişen müşteri taleplerine uygun üretimin gerçekleştirilmesi,temin zinciri içinde yer alan tedarikçi firma,üretici firma,satıcı firma ile müşteriler arasında istenen düzeyde iletişimin sağlanması faaliyetlerinin,etkinlik,verimlilik ve performans ilkelerine uygun olarak yapılabilmesi için Kurumsal Kaynak Planlaması yaklaşımının kullanılması gerekmektedir.

Kurumsal kaynak kullanımının temel yönlendiricisi stratejik planlama sistemidir(SPS).Üretim kaynaklarının planlanmasında MRP_II,dağıtım kaynaklarının planlanmasında DRP,imalatın etkin ve verimli bir şekilde yönlendirilmesi ve yürütülmesinde Bilgisayarla Bütünleşik Üretim(CIM) sistemleri kullanılabilmektedir. Kurumsal Kaynak Planlaması(ERP) tüm bu sistemleri eş güdümlü olarak planlayan ve kontrol eden bir planlama sistemidir.

2.ERP YAZILIM SİSTEMİNİN ORTAYA ÇIKIŞI

2.1.MRP_Malzeme İhtiyaç Planlaması

Malzeme İhtiyaç Planlaması(Materials Requriments Planning_MRP) felsefesi ABD`de 60` lı yılların sonuna doğru imalatın hızla geliştiği bir dönemde ortaya çıkmıştır. Büyüyen ekonominin getirdiği yoğun talep,üreticileri yüksek hacimli seri üretime yöneltmiş olduğundan ana sorun hedeflenen üretim miktarını gerçekleştirmeye yetecek hammadde ve malzemenin tedariki idi. Yani”Hangi zamanda ne miktarda malzeme almalıyım ki,üretimim malzeme yokluğundan doğun talep,üreticileri yüksek hacimli seri üretime yöneltmiş olduğundan ana sorun hedeflenen üretim miktarını gerçekleştirmeye yetecek hammadde ve malzemenin tedariki idi. Yani”Hangi zamanda ne miktarda malzeme almalıyım ki,üretimim malzeme yokluğundan doğun talep,üreticileri yüksek hacimli seri üretime yöneltmiş olduğuneşleştiren bilgisayarlar önce gereken hammadde miktarını belirleyip sonra da mevcut stoklara ve verilmiş siparişlere bakarak ısmarlanması gereken doğru miktarları verince sorun çözülmüş olur. Bu yöntem Malzeme İhtiyaç Planlaması(MRP) olarak anılmaktadır.

Ancak ekonomide ve tüketim eğilimlerinde ortaya çıkan sonraki gelişmeler pazarın daha ağırlıklı biçimde müşteri tarafından belirlenir olması sonucunu doğurdu. Bunun sonrasında da imalat firmalarında stoğa yönelik üretimden siparişe yönelik üretime doğru bir kayma oldu. Bu ise daha çok ürün çeşidi anlamına geliyordu ve o yıllara kadar ana sorun olan malzeme ve hammadde tedarikinin yanı sıra etkin kapasite kullanımı gereği küçük miktarda da ekonomik üretim yapabilir olma,etkin finansman yönetimi gibi konular büyük önem kazandı. Bu şekilde karmaşıklaşan üretim yönetimi disiplininde MRP yetersiz kaldı.

2.2.MRP-II-Üretim Kaynakları Planlaması

MRP`nin yalnızca envanter yönetimini kompüterize eden rolünü arttıracak, üretim için gerekli olan tüm kaynakların optimize etmeyi amaçlayacak, üretim ile firmanın diğer fonksiyonlarını bütünleştirecek bir felsefeye gereksinim duyuldu.

Bir imalat firmasını tüm kaynaklarının etkin olarak planlanması yöntemi olan Üretim Kaynakları Planlaması (Manufacturing Resources Planning -MRP-II) yaklaşımı bu anlayışın ürünü olarak 1980` lerde yazılım paketleri olarak piyasalarda görülmeye başlandı.

Ortaya konan bu yeni üretim yönetimi yaklaşımı benimseyen firmalarda stokların düşmesi, müşteriye verilen hizmetlerin kalitesinin artması, teslim zamanlarında meydana gelen gecikmelerin büyük ölçüde önüne geçilmesi, satın alma, fason taşıma maliyetlerinin azalması ve makine kullanım oranlarının artması, bu yaklaşımın dünya genelinde kabul görmesine yol açmıştır.

MRP-II felsefesi yukarıdan aşağıya doğru bir yaklaşım sergiler. Başlangıç noktası üst yönetimin geliştirdiği iş planıdır. Bu noktadan hareketle organizasyonun daha alt kademelerine doğru işlem ve fonksiyonlar tanımlanır.

MRP-II yaklaşımı departmanlar arası iş bölümü ve iş birliği esası üzerine kurulmuştur. Takım oyunu anlayışını gerektirir. Bölümlerin birbirlerinden şikayet yerine birbirlerine desteği başarıyı getirir.

MRP-II yaklaşımında, firmaların ortak bir veri tabanı kurarak, sistemin modüllerinin ihtiyaç duydukları girdiği en doğru ve güvenilir kaynaktan almasının sağlanması temel amaçlardan biridir.

Son yıllarda birden çok işyerinden oluşan işletmelerde tüm faaliyetlerin entegrasyonu girişimi, bilişim teknolojisi için yeni bir gereksinim yaratmıştır.

1990’ların işletmeleri;

1-Coğrafi olarak farklı bölgelerde kurulu fabrikalarda üretim yapan

2-JIT (just-in time -tam zamanında üretim) tedarik felsefesine uygun çalışan

3-Dağınık lojistik ve dağıtım sistemi kullanan bir yapı içindedir.

2.3 ERP-Kurumsal Kaynak Planlaması

Küreselleşmeye paralel olarak, hızla yaygınlaşan çok uluslu firmalar entegrasyon gereksinimini ciddi olarak yaşamaktadır. Entegrasyon, ancak faaliyetleri destekleyen bilginin entegre edilmesi ve ulaşılabilir hale getirilmesi ile mümkündür. Bu üst düzey bir bilgi entegrasyonudur ve en iyi şekilde Kurumsal Kaynak Planlaması (Enterprise Resources Plannig-ERP)olarak ifade edilir. Aslında ERP, küresel bilgi entegresyonunu gerçekleştiren bütünsel bir yazılım stratejisidir.

2.4.ERP Kavramının Gelişmesinin Nedenleri

1-Fizik olarak dağınık imalat operasyonları

2-Uluslararası dağıtım zincirleri

3-Uluslararası pazarlara açılma gereksinimini(yerel pazarların doyması sonucu, uluslararası pazarlarda söz sahibi olarak iç Pazar gücünü arttırma stratejisinin sonucu olarak.

4-JIT tedarik sistemi

5-Yüksek rekabet

6-Değişken dünya şartları

7-Ekonomik duvarların yıkılması ( Avrupa’daki küreselleşme gelişimi )

8-Yönetim organizasyonlarında sadeleşme

Bu nedenlerin oluşturduğu gereksinim bilgi teknolojisindeki gelişmeler tarafından desteklenince ERP doğmuştur.

MRP MRPII ERP

1970’LER 1980’LER 1990’LAR

Rotalar/İş İstasyonları Lot Kontrol Kalite Sistemi Planlama

Ürün Ağaçları Satış Planlama Depo Sistemleri Planlama

Kapasite Gereksinim Planlama Satın Alma Planlama Proses Planlama

Malzeme Gereksinim Planlama Kaynak Planlama Kontrol Sistemleri

Master Üretim Planlama Lojistik Sistemi Laboratuvar Bilgi Planlama

Envanter Yönetimi Fabrika Sahası Üretim Kontrol Düzenleyici Raporlama

Finansal Planlama

3.KURUMSAL KAYNAK PLANLAMASININ KAPSAMI

Müşteri talebinin sürekli nitelik ve nicelik olarak değiştiği ve bu değişimin tahmin edilmesinin ne kadar zor olduğu bilinen bir gerçektir. Faaliyetlerimizi bu değişime uygun hareket edebilecek hale getirebilmenin yolu ERP yaklaşımından geçmektedir. Hem stratejik planlama çalışmaları ile belirlenen amaç ve hedeflere, hem de üretim ve dağıtım kaynaklarımızın kapasite ve özelliklerine gereken ayrıntıda dikkat ederek, faaliyetlerimizi değişime duyarlı hale getirebilmek ancak ERP yaklaşımı ile mümkün olabilmektedir.

ERP’ nin diğer bir özelliği, işletmenin coğrafi olarak farklı bölgelerde (Yurt içi ve dışı ) bulunan fabrikalarının bunların, tedarikçi firmalarının ve dağıtım merkezlerinin (depo)kaynaklarını eş güdümlü olarak planlamasıdır. Bu çerçevede hangi müşteriye ait hangi siparişin hangi dağıtım merkezinden karşılanması veya hangi fabrikada üretilmesi gerektiği, tüm fabrikaların malzeme ve hizmet ihtiyaçlarının nereden karşılanmasını uygun olacağı, fabrikaların elinde bulunan makine, malzeme, işgücü, enerji, bilgi vb. üretim ve dağıtım kaynaklarının nasıl eş güdümlü ve ortaklaşa olarak kullanabileceği belirlenmiş olmaktadır. Diğer bir değişle, müşteriye ait siparişin en kısa sürede, istenen kalite ve maliyetle karşılanabilmesi için tüm bağlı işletmelerin dağıtım, üretim ve tedarik kaynaklarının kapasite ve özellikler aynı anda dikkate alınmaktadır.

ERP, fabrikalar arası entegrasyonu, fabrikalar bazındaki esneklik ilkesine uygun olarak gerçekleştirilen bir sistemdir. Amaç, fabrika bazında merkezi yönetimin avantajlarından yararlanırken fabrikalar arası koordinasyonu ve entegrasyonu işletmenin temel stratejileri doğrultusunda sağlanmaktadır. Sistem üzerindeki her hangi bir kullanıcı, program ve veri tabanlarının fiziki konumuna bakmaksızın, küresel verilere ulaşabilmekte, dağınık veri sistemini tek bir birim gibi kullanabilmektedir. Böylece şu fonksiyonlar yerine getirilmiş olur.

a) Üst düzey bilgi entegrasyonu

b) En güncel bilgiye hızlı ulaşım

c) Küresel lojistik, envanter kontrol ve arz/talep entegrasyonu

d) Pazar / Müşteri / İş dünyası oluşumlarına anında tepki.

Böyle bir ERP sisteminin yararlarını kısaca şöyle özetleyebiliriz

1) Azalan maliyetler

2) Fonksiyonel entegrasyon

3) Daha basit bilgisayar ve işletim sistemi

4) Tüm işletme düzeyinde MRP II yararları

5) İşletme faaliyetleri üzerinde küresel denetim

6) Tüm uygulamalara istenildiği zaman istenilen noktadan ulaşım kolaylığı

-ERP’NİN SAĞLADIĞI FONKSİYONLAR

  • ÜST DÜZEY BİLGİ ENTEGRASYONU
  • EN GÜNCEL BİLGİYE HIZLI ULAŞIM
  • KÜRESEL LOJİSTİK, ENVANTER KONTROL VE ARZ / TALEP ENTEGRASYONU
  • PAZAR /MÜŞTERİ /İŞ DÜNYASI OLUŞUMLARINA ANINDA TEPKİ

Gerek MRP II gerekse ERP’ deki ana amaç, hızla değişen koşullara hızla cevap verebilmektir. Değişen pazar koşulları ( iptal edilen siparişler, acil siparişler, yeni ürünlerin üretime alınması vb. ) ve üretim koşulları (beklenmeyen arızalar, zamanında temin edilmeyen malzemeler vb. ) karşısında üretim planlama / satın alma / stok kontrol fonksiyonlarına derhal işlerlik kazandırılmasıdır. Bu da doğal olarak firma gelirinde artış anlamına gelmektedir.

4.KURUMSAL VE ÜRETİM KAYNAKLARININ ( MRP II- ERP) KARSILASTIRILMASI

ERP-ile- MRP-II arasındaki temel fark MRP-II’ nin tek bir fabrikaya, ERP’ nin daha ziyade birden çok fabrika ve tesisin entegrasyonuna yönelik olmasıdır. Tek fabrikalı işletmelerinde ERP, ancak işletmenin değişim mühendisliği (Re-engineering) çalışmaları sonucu birbirinden ayrılmış üretim süreçlerinin oluşturduğu ve bu süreçlerin yönetiminin kısmen bağımsız olarak hareket edebildiği durum için söz konusudur. MRP-II, üretim sürecinde ve çeşitli yönetim kademelerinde bulunan her çalışanı bir donanım-yazılım sistemi ile birbirleriyle doğru ve zamanında iletişim kurabilir hale getirir. Herkes ortak bir veri tabanında bulunan aynı ve güncel verilere ulaşabilir. Bu şekilde üretim sürecinde MRP II ile sağlanan entegrasyon, ERP ile daha üst ve merkezi faaliyetler düzeyinde gerçekleştirilir.

ERP hiçbir zaman MRP II yerine geçen bir sistem değildir. MRP II’nin daha geliştirilmiş bir halidir. ERP birden fazla fabrikada veya tesiste çalışan MRP II sistemlerini entegre eden ve bu entegrasyondan gerekli bilgileri üreten bir sistemdir. Dolayısıyla MRP II’de başarılı olmuş işletmelerde ERP etkin sonuçlar verir. MRP II’deki modüllerdeki yapı ERP içinde söz konusudur. ERP daha önce de belirtildiği gibi zok tesisli bir toplu yönetim için uygun bir yaklaşımdır. Tesis yöneticilerinin kendi birimlerinde etkin kararlar verebilmesi için tüm topluluğu ilgilendiren temel bilgilere ihtiyaç vardır. ERP bu bilgileri sağlar. Bu amaçla tüm tesislerin bir şebeke halinde birbirine bağlanarak bilgi alış verişini etkin bir düzeye getirmesi gerekir. ERP, işletmelere MRP II yöntem ve sistematiğine bağlı kalarak yeni ufuklar açan yeni bir yaklaşımdır.

5.ERP KULLANIMINDA DİKKAT EDİLECEK HUSUSLAR

Yoğun rekabet savaşında varlığını kabul ettirmek isteyen, uluslararası ya da yerel bir çok firmaya sahip organizasyonlar gelecekteki strateji ve amaçlarına hizmet edecek şekilde ERP uygulama çalışmalarına başlamalıdırlar. Aşağıda ERP uygulamaları öncesinde göz önünde bulundurulması gereken çalışmalar özetlenmiştir (VAN RIJN, 1994);

· Gelecekteki uygulama projelerinin tanımlanmasında taslak niteliğinde kullanılacak olan işletme geneline ait iş, enformasyon ve sistem mimarilerinin tasarlanması,

· İşletme genelini kapsayan iletişim alt yapısının tasarlanması,

· Dağınık yerel operasyonlardan sinerji elde etmek için gerekli standartların tanımlanması ve bu standartları destekleyecek uygun özelliklerin seçilmesi,

· Yerel ortamlarda kültür, öncelik ve mevcut sistemler gibi belirli özellikleri göz önünde bulunduran standart çözümlerin uygulanması,

· Yerel uygulama çözümlerinin gerek yerel ortam ve gerekse korunması gereken işletme mimarisi ile uyumlu bir biçimde sürdürülmesi,

· Bu konuların sistematik bir şekilde ele alınması, yani işletmenin yeniden tasarlanması ve ilgili hedeflere katkıda bulunulması. Bu ise 4 aşamalı bir yaklaşımı gerekli kılmaktadır.

1. Mevcut durumun değerlendirilmesi: Bu aşamada şirketin kendi kendine sorması gereken sonra yeniden tasarımın gerekli olup olmadığıdır. Burada mevcut durumun gelecekte kurulması istenilen iş modeli karşısında stratejik bir değerlendirmesi söz konusudur. Tek tek yerel çözümler yerine global perspektiflerin benimsenmesi halinde önemli yapısal iyileştirmeler sağlamak olanaklı ve gerekli midir? Bu sorunun yanıtı rekabet açısından firmanın güçlü ve zayıf yanları göz önünde bulundurularak yapılacak bir değerlendirmeye göre verilebilir. Sonuçta stratejik öneme sahip bir takım faaliyetlerin geliştirilmesine veya uzun dönemde firmanın ayakta kalmasını sağlamaya yetmeyecek bazı faaliyetlerin durdurulmasına karar verilebilir.

2. Tasarım aşaması: İleriye yönelik işletim modeli ile ilgili olarak kuruluşun tümünü içine alan bir genel taslak hazırlanmalıdır. Bu sürecin sonucunda geleceğe dönük olarak fonksiyonları tanımlanmış bir dizi organizasyon birimi ve bunların oluşturduğu iş operasyonları taslağı yaratılacaktır. Kurulacak bilişim sisteminin mimarisi sistem fonksiyonları ve organizasyonel birimler açısından bu taslak baz alınarak hazırlanır.

3. Sisteme geçiş hazırlıkları: Her işletme birimi için bir plan hazırlamalıdır. Bunun nedeni her birimin kendi kültür, öncelik, mevcut sistemler vs. gibi özelliklerini işletme geneline taşımasıdır. Ortak çözümlerin başarısı uygulamaların bir bütün olarak düşünülmesi ve hazırlanmasına bağlıdır. Bu safhanın sonunda her bir organizasyonel birim için gerçekleştirilecek farklı projeleri ve bu projeler arasındaki ilişkileri tanımlayan bir işletme planı hazırlanacaktır.

4. Değişikliğin yürürlüğe konulması: İş yerlerine ait projeler, bütünü kapsayan genel projenin birer alt projeleri olarak yürütülmelidir. Bu proje yönetimi yerel proje yönetimine ek olarak teknik düzeyde doğru iletişimin kurulması ve hazırlanan standartların yerel alt projelere transferi açısından merkezi bir koordinasyonu gerekli kılar.

admin tarafından yazılmıştır \\ etiketler: , ,

Jul 16

Kısaca herkes işini yapsın;

1) Biz sizi ilk sayfaya taşıyalım,

2) google sizi ilk sayfada göstersin

3) Siz de ürününüzü ya da hizmetinizi satın,

evet tamamen bu, daha çok müşteriniz olsun haliyele daha çok paranız.

Arz ve talep dengesinden ötürü oluşan fiyatı hizmetinizde veya ürününüzde siz belirleyin daha çok kazanın.

“Kaz gelecek Yerden Tavuk esirgenmez” misali bize kazandıracağınız paranın göz yaşına bakmayın!

;

Çünkü Search Engine Optimization ( Arama Motoru Optimizasyonu) Biz sitenizi arama motorlarına sizden daha iyi tanıtacağımız için siz ön plana çıkacaksınız. Seo içerisinde bilinen ve bilinmeyen bir sürü yöntem var, bunlar zamanla google algoritması ile beraber tarihe karışabildiği gibi yerine yenilerinin konması da çok fazla sürmüyor, lakin neden kafanızı böyle birşeyle yorasınızki bırakın herkes iyi bildiği işi yapsın.

MSN: eniserdal@hotmail.com

buraya göz boyamak için 10 larca sitemden admin@xxx.com uzantılı bir mail de koyabilirdim ancak gerek yok :)

admin tarafından yazılmıştır \\ etiketler: , , , , ,

Apr 07

Endüstri Mühendisleri bütünleşik üretim ve hizmet sistemlerinin tasarımını yapar, planlar, bu sistemleri yönetir ve çevrimini sağlar. Girdilerin en efektif şekilde kullanılması ve süreçlerin performansının yükseltgenmesi, bağıl olarak çıktı miktarlarının ve kalitesinin arttırılması Endüstri Mühendislerinin başlıca görev ve sorumluluk alanlarıdır. Endüstri Mühendisleri bu görev ve sorumlulukları yerine getirirlerken sosyal bilimler, bilgisayar bilimleri, temel bilimler, yönetim bilimleri, çağdaş iletişim becerileri ile birlikte fiziksel, davranışsal matematik, istatistik/olasılıktan yararlanırlar.

Endüstri Mühendisliğini diğer mühendislerden farklı kılan en önemli nitelikler, insan odaklı olması ve bütünsel bakış açısıyla olaylara yaklaşmasıdır. Yani sistemin merkezindeki en önemli faktörün insan faktörü olduğunun bilincinde olma ve sistemin tüm bileşenlerini etkileşimli sonuçlar bütünü içerisinde ele almaktır.

Endüstri Mühendisleri, kuruluşun kaynaklarının dengeli dağıtımından, etkin kullanımından ve uzmanlar arasındaki işbirliğinin kurulmasında da sorumludur. Bir örgütün kendi özgün uğraşları yanında, farklı alanlardaki uzmanlarla yönetim arasında bir köprü gibi iletişim görevi de yapar.

Endüstri Mühendisliği, her düzeydeki yöneticinin karar verme aşamasında ihtiyaç duyduğu bilgi desteğini, bilimsel yöntemler kullanarak veren kişidir. Bu nedenle bir Endüstri Mühendisi kamu, ticaret, hizmet, tasarım, sanayi ve hatta askeri alanda faaliyet gösteren bütün örgütlerde çalışabilir.

ENDÜSTRİ MÜHENDİSLİĞİNİN İŞ OLANAKLARI
Hernekadar isminde endüstri kelimesi geçse de, Endüstri Mühendisleri sahip oldukları yaklaşım, ilke, model ve teknikler ile gerek endüstri ve gerekse hizmet işletmelerinde çalışabilecek niteliklere sahiptirler. Çünkü yüksek verimlilik ve kalite ile düşük maliyet her iki tip işletme için de sözkonusudur. Türkiye’de yapılan araştırmalara göre;

Endüstri Mühendislerinin %86’sı imalat, %6’sı enerji ve %7’si ulaştırma sektöründe çalışmaktadır.

Endüstri Mühendislerinden çoğunlukla büyük kuruluşlarda çalışmaktadırlar. %36 ’sı 800 ‘den fazla personel çalıştıran işletmelerde bulunmaktadır.
İşletmeler Endüstri Mühendisi çalıştırmayı ve sayılarını arttırmayı büyük çoğunlukla istemektedirler.

Endüstri Mühendislerinin en çok çalıştıkları faaliyetler; Üretim Planlama, ve Kontrol, İş Etüdü, Yatırım Planlaması, İnsangücü Planlaması, İş Yeri Düzenleme, Proje Yönetimi, İş Değerlendirme ve Ücret Sistemleri ve Yönetim Bilişim Sistemleridir.

Organizasyonlarında Endüstri Mühendisliği Birimi bulunan işletme oranı %24 olup, daha çok Tekstil ve Giyim, Elektronik ve Otomotiv işletmelerinde Endüstri Mühendisliği Brimleri bulunmaktadır.

Endüstri Mühendisliğinin toplam mühendisler içerisindeki oranı %6 ‘dır.
Endüstri Mühendisleri daha çok üretim planlama (%29) ve Endüstri Mühendisliği (%21) isimli bölümlerde çalışmaktadırlar.

Endüstri Mühendisleri, %47 mühendis, %30 şef, %11 müdür ünvanları ile çalışmaktadırlar. Daha düşük oranlarda müdür yardımcısı, şef yardımcısı, baş mühendis ünvanları da kullanılmaktadır.

İşletme organizasyonlarında Endüstri Mühendisliği’nin yeri özellikle gerçekleştirilen faaliyetlere bağlı olarak değişebilmektedir. Üretime destek faaliyetler olan iş ve zaman etüdü, işyeri düzenleme, hat dengeleme, verimlilik hesaplamaları, kapasite analizi faaliyetleri genellikle fabrika (işletme) müdürüne bağlı bir endüstri mühendisliği birimince yürütülmektedir. Ayrıca Endüstri Mühendisleri planlama ve kalite güvencesi birimlerinde de çalışmaktadırlar.

Endüstri Mühendisliği günümüzde büyük ölçekli işletmelerde tam anlamıyla tanınmakta ve Endüstri Mühendisi istihdamı her geçen gün artmaktadır. Artık bankacılık, sigortacılık, danışmanlık, turizm va sağlık sektörlerinde yer alan hizmet işletmelerinde de endüstri mühendisi çalışmaya başlamıştır.

Belli Başlı Görev Alanları
1- İş tasarımı, iş ölçümü, ücret yönetimi: İş sistemlerinin gözlem, analiz, yöntem geliştirme, standartlaştırma, süre belirleme ve işgören eğitimini destekleme amaçlarıyla incelenmesini; iş değerleme sisteminin kurulmasını ve buna bağlı olarak ücret teşvik sistemi ile ücretlendirme politikalarının belirlenmesini kapsar.

2- İşyeri düzenleme ve malzeme yönetimi: İşyerindeki makine ve tesisatın yerlerinin belirlenmesini, malzeme akışının düzenlenmesini, işyeri güvenliğinin arttırılmasını, kullanılan araç ve gereçlerin standartlaştırılması ile taşıma-stok-bakım-onarım-yenileme-genişleme gibi faaliyetlerin planlamasını kapsar.

3- Üretim planlaması ve kontrolü: Üretilecek ürün miktarına ve işyeri kapasitesine bağlı olarak, üretimin planlanmasını ve çizelgelenmesini; tezgah yükleme, hammadde, yarı mamul ve mamul stoklarının kontrolünü ve depolanmasını; ekonomik üretim miktarlarının saptanmasını kapsar.

4- Maliyet ve bütçe kontrolü: Üretim maliyetinin tahmini, birim maliyetlerin hesaplanması ve kontrolü için gerekli kayıt düzeninin ve sistemin tasarımını; gereksiz malzeme ve işgücü kullanımının önlenmesini kapsar.

5- Kalite yönetimi: Çoğunlukla istatistiki yöntemler kullanılarak, üretilen mamullerin istenen kalitede olup olmadığının belirlenmesini, toplam kalite yönetimi felsefesinin uygulanması ve kalite güvence sistemlerinin oluşturulması için gerekli sistemlerin tasarlanmasını, kurulmasını, işletilmesini ve kontrol edilmesini kapsar.

6- İşbilim: İnsan, makine, çevre, ilişkilerini inceleyerek, insanların sağlıklı ve üretken bir şekilde çalışabilmeleri için gerekli düzenlemelerin yapılmasını kapsar.

admin tarafından yazılmıştır

Apr 07

Endüstri Mühendisliğinin Kurucusu

Frederick Winslow Taylor, (1856-1915) Amerikan mühendis ve endüstriyel idâre uzmanı. Endüstriyel verimliliği arttırmak için çeşitli çalışmaları olmuştur.

20 Mart 1856′da, Pennsylvania eyaletinin Germantown şehrinde varlıklı bir ailenin çocuğu olarak dünyaya gelmiştir. Harvard’da hukuk okumak istemişti, fakat çeşitli sağlık sorunları yüzünden üniversite eğitiminden vazgeçmek zorunda kaldı. 1874 yılında makinist çıraklığına başladı. Bu sıralarda mühendis olabilmek amacıyla akşam eğitimine devam ediyordu.

1878′de işçi olarak girdiği Midvale Şirketi’nde 1894′te başmühendis oldu. Daha sonraları ise yine Midvale Şirketi’nde idâreci oldu. Endüstriyel verimliliğin artması için geliştirdiği çeşitli fikirleri burada uyguladı ve şirket’in gelişmesine katkıda bulundu. Daha sonra, Bethlehem Steel isimli firmada ilk kez idâri birimleri yeniden örgütlemeye girişmiş fakat diğer müdürlerle arasında çıkan ihtilaflar sonucu 1901 yılında buradan ayrılmak zorunda kalmıştır. Kısa süre sonra yazdığı “Shop Management” isimli kitabıyla ünlendi. O dönemin fabrika yönetimini ve endüstriyel idâri mekanizmalarını fazlasıyla amatör ve primitif buluyordu. İdâri mekanizmalar için çeşitli disiplinlerin gerekliliğini, işçilerin işbirliği içinde olmasının önemini ısrarla savunuyordu. Metod Etüdü ve Zaman Etüdü gibi çalışmaları ile tarihe geçmiştir. Çoğu uzman tarafından Endüstri Mühendisliğinin babası olarak kabul edilmektedir. 1911 yılında yayınlanan “The Principles of Scientific Management” isimli makalesi ile ününe ün katmıştır. Bu son eserinde belirttiği bir çok önemli nokta ile beraber fikirlerinin tamamına “Taylorizm” denilmektedir. 21 Mart 1915′te Philedephia’da öldü.

admin tarafından yazılmıştır

Apr 07

Daha iyinin bilimi / The Science of better

Endüstri mühendisliği; insan, bilgi, malzeme, ekipman ve süreçlerin kullanılması, geliştirilmesi ve yönetimi ile ilgili bir mühendislik dalıdır. Endüstri mühendisleri zaman, para, malzeme, enerji gibi kaynakların verimli kullanımına ve hizmet kalitesinin arttırılmasına yönelik çalışmalarda bulunurlar. Endüstri mühendisliği diğer mühendislik dallarından farklı bir yapıya ve düşünce sistemine sahiptir. En önemli fark endüstri mühendisliğinin parçayı değil bütünü gözönüne alarak çalışması yani sistemin bütünüyle ilgilenmesidir. İkinci önemli fark ise her türlü endüstri mühendisliği uygulamasında insan faktörünü dikkate almasıdır. Bu sebeplerden dolayı endüstri mühendisliği temel doğa bilimleriyle olan ilişkisinin yanında sosyal bilimlerle de içiçedir.

Dünyanın endüstri mühendislerine ihtiyacı var!
ABD Çalışma Bakanlığı verilerine göre 2005 yılında ABD’ de 177,000 endüstri mühendisi aktif olarak çalışmaktayken günümüze kadar bu sayı daha da artmıştır. Bu sayının 2014 yılına kadar öngörülen büyüme miktarı ise %10 - %20 arasındadır. Yine ABD Çalışma Bakanlığı verilerine göre 2014 yılına kadar ülke içinde 71,000 yeni endüstri mühendisi; 49,000 yeni elektrik mühendisi, 77,000 yeni inşaat mühendisi, 87,000 yeni makine mühendisine ihtiyaç duyulacaktır. Unutulmaması gereken ise arz ve talebin endüstri mühendislerinin kontrolünde olacağıdır.

Türkiye’ de ise durum istatistiklerden biraz uzak olmasına rağmen rahatlıkla söyleyebileceğimiz ilk şey, ülkemizde endüstri mühendislerine olan ve olacak olan ihtiyacın diğer ülkelere kıyasla daha fazla olduğu ve olacağıdır. Bunun nedeni, gelişen, büyüyen, dinamik ve doğru yönlendirilen iş gücüne ihtiyaç duyan bir ekonomide, planlı ve doğru stratejilerle büyümeyi sağlayacak olan endüstri mühendislerine duyulan ve duyulacak olan ihtiyacın da aynı oranda fazla olmasıdır.

Gerek dünyada gerekse de ülkemizde şirketler ve kurumlar arası rekabet çok üst seviyelerde seyretmektedir. Bu nedenle bu birimler arasında fark yaratacak işleri ortaya koymak, karlılığı sağlamak ve bir adım öne geçmek, günümüzde tarih boyunca olduğundan çok çok daha değerlidir. Rekabetçiliği arttırmanın en akılcı yolu olan verimliliği arttırmak da endüstri mühendislerinin uzmanlık alanlarından biridir. Bu nedenle ülkemizin dünyada söz sahibi şirketlere ve dünyada söz sahibi kalite-üretim anlayışlarına sahip olabilmesi ve kalkınma basamaklarını hızla çıkabilmesi için başrolü endüstri mühendisleri oynayacaktır.

Endüstri mühendisleri ne yaparlar?
Mühendislik, genelde problem tanımlama, gerekli çözümler yapma, çözüm seçenekleri türetme, karar verme ve çözümden oluşan bir süreçtir. Endüstri mühendisleri de çıkışlarını bu tanımdan alarak verimliliği ve karlılığı arttırma doğrultusunda çalışırlar ve temelde şu faaliyetleri gerçekleştirirler,

* Üretim

* Yöneylem araştırması

* Sistem mühendisliği

* Süreç mühendisliği

* İnsan faktörü

* Kalite kontrol

Şimdi basitçe bu kavramları açıklayalım;

Üretim
Endüstri mühendisleri üretim süreçlerinde çok büyük pay sahibidirler. Üretim hatlarının ve üretim süreçlerinin tasarlanması ve kontrolü endüstri mühendisleri tarafından gerçekleştirilir.

Yani, endüstri mühendisleri işletmelerde üretim süreçlerinde;

* Bir sonraki fabrikamızı nereye kuralım?

* Bu üründen ne zaman, ne kadar üretelim?

* Bir montaj hattı yeni bir ürün için nasıl konfigüre edilir?

gibi soruları cevaplarlar.

Yöneylem araştırması
Yöneylem araştırması endüstri mühendisliğinin en hesaba ve matematiğe dayalı ilgi alanıdır. Temeli, matematiği kullanarak optimizasyonu (en uygun hale getirme) sağlamaktır.

Yani endüstri mühendisleri yöneylem araştırması metodlarını kullanarak,

* Bir havayolu şirketinin ya da bir lojistik şirketinin ulaştırma rotalarının en iyi şekilde belirlenmesi

* Binlerce ya da çok miktardaki ürünün bir fabrikaya ya da askeri bir tesise minimum maliyetle ulaştırılması

gibi problemleri çözerler.

Sistem/Süreç mühendisliği
Endüstri mühendisleri bir sistemin performansını yükseltmek için o sistem içerisindeki, bilgi, malzeme ve insan akışını analiz eder, optimize eder ve yeniden tasarlarlar

Yani endüstri mühendisleri sistem/süreç mühendisliği ile,

* Bir devlet dairesindeki evrak akışının analiz edilmesi ve teknolojik altyapı yazılımları kullanılarak iyileştirilmesi,

* Bir hastanenin acil servisindeki güvenliğin ve performansın arttırılması için sistem içerisindeki insan akışının analiz edip modellenmesi

gibi süreç/sistem analizleri ve tasarımları yaparlar.

İnsan faktörü
Endüstri mühendisleri tasarladıkları sistemlerin kusursuz çalışabilmeleri için sistemler içerisindeki insan faktörünü de her zaman hesaba katarlar. Bunu yapmak içinde insanların nasıl düşündüklerini, söylenenlere ve durumlara karşı nasıl hareket ettiklerini ve tepki verdiklerini analiz ederler ve insan faktörünü yönlendirirler.

Bunun için de,

* İnsanların fiziksel kapasitelerini ölçmek ve değerlendirmek için ergonomi analizleri yaparlar,

* İnsan faktöründe sistem içerisindeki insanların mental kapasitelerin önemini vurgularlar ve hesaplarlar,

* İnsan-makina sistemleri sayesinde insan ve makina sistemleri arasındaki ilişkileri ve etkileşimleri incelerler.

Kalite
Günümüz üretim ve hizmet sektöründe kalite en önemli faktörlerden biridir. Endüstri mühendisleri istatistiksel örnekleme yardımıyla ürünlerin kalitelerini analiz ederler. Birçok şirket ürünlerinin kalitelerinin değerlendirilmesi, ölçülmesi ve iyileştirilmesi için kalite kontrol süreçlerini endüstri mühendislerinin yönetiminde gerçekleştirmektedir. Endüstri mühendisleri; tüm süreçlerin, toplam kalitenin arttırılması ve devamlı iyileştirilmesi temeline dayandığı sistemlerle kalite kontrol süreçlerine çeşitli yenilikler getirmişlerdir. Bu yeniliklerdeki temel anlayış ise kaliteyi son kontrolde değil; tasarım ve üretim süreçlerinin tümünde uygulayarak sağlamaktır.

Endüstri mühendisliği lisans eğitimi
4 yıllık eğitim boyunca ilk sınıfta temel bilimlerden başlayan eğitim süreci son sınıfa kadar meslek derslerinin giderek yoğunlaşmasıyla devam eder.

* Proje odaklı olması

* İş dünyasına ve iş süreçlerine yönelik olması

* Karmaşık matematik işlemleri arasında kaybolmaktansa daha çok pratik uygulamaya yönelik bir içeriğe sahip olması

* Yaratıcılık, rasyonellik ve bilgi teknolojileri temelli çalışmaları yapısında barındırması,

endüstri mühendisliği eğitiminin temel karakteristikleri arasında sayılabilir.

Endüstri mühendisliği karakteri
Endüstri mühedisliği, ilgilendiği çalışma alanlarının genişliği nedeniyle sıradan bir mühendis olmanın ötesinde bazı farklı nitelikler de istemektedir. Bir endüstri mühendisliği öğrencisinde ve bir endüstri mühendisinde olması fark yaratcak olan özellikler şu şekilde sıralanabilir:

* İlgi alanlarının çok geniş olması,

* Ders dışı öğrenci kulüp etkinliklerinde aktif olarak yer alması ve sosyal aktivitelere katılması,

* Grup ve takım çalışmalarına yatkın olması,

* Geniş bir dünya görüşü ve zengin bakış açısına sahip olması,

* İletişimi ve sosyal yönü etkili ve güçlü olması,

* Analitik düşünebilmesi ,

* Teknolojiye ilgi duyması, güncel gelişmelerden haberdar olması ve temel teknolojik uygulamalara hakim olması,

İşte bu özellikler ideal bir endüstri mühendisliği öğrencisini ve ideal bir endüstri mühendisini tarif etmektedir.

admin tarafından yazılmıştır